ADALETİN GECE YARISI EŞİĞİ

Bu, sadece teknik bir gözaltı süreci değil. Bu; bir memleketin hukukla kurduğu ilişkinin, o hassas terazinin hangi eşiğe dayandığını gösteren bir portre.
Düşünün… Bir ilçe belediyesinde meclis üyesisiniz. Halkın iradesiyle seçilmişsiniz.
Meclis kürsüsündesiniz; konuşuyor, eleştiriyor ve sorguluyorsunuz. Yani siyasetin tam da kalbinde, olması gereken şeyi yapıyorsunuz.
Sonra karanlık bir el devreye giriyor. Kim olduğu belirsiz bir “ihbarcı“… Sözlerinizi alıyor, kesiyor, biçiyor, bağlamından koparıyor, kendi ajandasına uygun bir kurguya dönüştürüyor.
Ve devlet; önce bu manipülasyonun aslına bakmak yerine, gece yarısı kapınıza dayanıyor: “Hakkınızda yakalama kararı var!”
Asıl yara tam burada açılıyor.
Çünkü gerçek bir hukuk devleti, sadece suçluyu cezalandıran bir mekanizma değildir; aynı zamanda masumu koruyan, ölçüyü gözeten, gücü keyfileştirmeyen bir düzendir.
Bir insanın kaçma şüphesi yokken, bir tebligatla ifadeye gideceği açıkken gece vakti evinden alınması; akıllara tek bir ihtimali getirir: Adli işlem maskesi altında bir gözdağı mı?
Düşünün… Bir ilçe belediyesinde meclis üyesisiniz. Halkın iradesiyle seçilmişsiniz.
Meclis kürsüsündesiniz; konuşuyor, eleştiriyor ve sorguluyorsunuz. Yani siyasetin tam da kalbinde, olması gereken şeyi yapıyorsunuz.
Sonra karanlık bir el devreye giriyor. Kim olduğu belirsiz bir “ihbarcı“… Sözlerinizi alıyor, kesiyor, biçiyor, bağlamından koparıyor, kendi ajandasına uygun bir kurguya dönüştürüyor.
Ve devlet; önce bu manipülasyonun aslına bakmak yerine, gece yarısı kapınıza dayanıyor: “Hakkınızda yakalama kararı var!”
Asıl yara tam burada açılıyor.
Çünkü gerçek bir hukuk devleti, sadece suçluyu cezalandıran bir mekanizma değildir; aynı zamanda masumu koruyan, ölçüyü gözeten, gücü keyfileştirmeyen bir düzendir.
Bir insanın kaçma şüphesi yokken, bir tebligatla ifadeye gideceği açıkken gece vakti evinden alınması; akıllara tek bir ihtimali getirir: Adli işlem maskesi altında bir gözdağı mı?
Sonra ifadeniz alınıyor ve…
Sabaha karşı bir ses duyuluyor.“Suç unsuru bulunmamıştır. Serbestsiniz.”
Sabaha karşı bir ses duyuluyor.“Suç unsuru bulunmamıştır. Serbestsiniz.”
Peki ya geride kalanlar?
O karanlık saatlerin yükü, o kapı sesinin yankısı, o evde büyüyen panik ve bir ailenin gözlerindeki korku…
İnsanın içine çöken o ağır endişe, öfke ve kırgınlık…
Bunları kim, nasıl telafi edecek? Bir insanın özgürlüğü birkaç saatliğine alınmış olabilir; ancak o birkaç saat, bazen hukuka duyulan güveni on yıllarca geriye götürür.
Elbette kimse yargı denetiminin üstünde değildir. Seçilmiş olmak, hukuktan muaf olmak demek değildir. Ancak hukuk, sadece ihbarı ciddiye almakla işlemez; o ihbarın niteliğini ve niyetini de sorgulamak zorundadır.
Şimdi sormak zorundayız:
Asılsız ihbarın bir bedeli var mı?
Bir siyasi temsilciyi bir gecede zan altında bırakmanın, devletin gücünü manipülasyona alet etmenin bir hesabı olacak mı?
Yoksa biz; ihbar edenin gölgesini koruyup, ihbar edileni sabaha kadar “terbiye eden” bir düzene mi alışacağız?
En tehlikeli eşik tam burası.
Suçun değil, adaletin tartışmalı hale geldiği nokta.
O karanlık saatlerin yükü, o kapı sesinin yankısı, o evde büyüyen panik ve bir ailenin gözlerindeki korku…
İnsanın içine çöken o ağır endişe, öfke ve kırgınlık…
Bunları kim, nasıl telafi edecek? Bir insanın özgürlüğü birkaç saatliğine alınmış olabilir; ancak o birkaç saat, bazen hukuka duyulan güveni on yıllarca geriye götürür.
Elbette kimse yargı denetiminin üstünde değildir. Seçilmiş olmak, hukuktan muaf olmak demek değildir. Ancak hukuk, sadece ihbarı ciddiye almakla işlemez; o ihbarın niteliğini ve niyetini de sorgulamak zorundadır.
Şimdi sormak zorundayız:
Asılsız ihbarın bir bedeli var mı?
Bir siyasi temsilciyi bir gecede zan altında bırakmanın, devletin gücünü manipülasyona alet etmenin bir hesabı olacak mı?
Yoksa biz; ihbar edenin gölgesini koruyup, ihbar edileni sabaha kadar “terbiye eden” bir düzene mi alışacağız?
En tehlikeli eşik tam burası.
Suçun değil, adaletin tartışmalı hale geldiği nokta.

