YENİ PARTİ’YE AÇIK ÇAĞRI: ŞEFFAF OLUN, ÖNCÜ OLUN

SİYASETİN YURTTAŞA SORUMLULUĞU

Bir kamu kurumuna girmek isteyen yurttaştan diploma, özgeçmiş, adli sicil belgesi ve görevin niteliğine göre başka belgeler isteniyor. Özel sektörde de birçok işveren, işe alacağı kişinin eğitimini, deneyimini ve mesleki geçmişini araştırıyor.

Peki, toplum adına karar verme yetkisi isteyen siyasetçilerin geçmişini yurttaşlar ne kadar biliyor?

Türkiye’de siyasi partiler kongrelerini yapıyor, il ve ilçe başkanlarını seçiyor, yönetim kurullarını oluşturuyor. Ardından kamuoyuna uzun isim listeleri açıklanıyor.

Mesela bugün Yeni Parti Muğla İl Kongresini yapıldı

Otuz iki asıl üye, otuz iki yedek üye, disiplin kurulu üyeleri, kurultay delegeleri…

İsimler var.

Peki, bu isimlerin arkasındaki insanlar kim?

Nerede okumuşlar?

Hangi meslekleri yapmışlar?

Daha önce hangi siyasi partilerde, hangi kamu kurumlarında görev almışlar?

Hangi şirketlerle ilişkileri bulunuyor? Kamu kurumlarıyla ticari bağlantıları var mı?

Kamusal sorumlulukları açısından önem taşıyan kesinleşmiş yargı kararları mevcut mu?

Adli ve mali sicil kayıtları var mı?

Bunlar birer suçlama değil, yanıtlanması gereken meşru sorulardır.

Çünkü siyaset, sadece bir partiye üye olmak veya kongrede seçilmek olmamalı. Siyaset, toplum adına söz söyleme, karar alma ve kamu gücünü kullanma sorumluluğuna talip olmalı.

Bir il başkanı, milletvekili adaylarının belirlenmesinde etkili olabilir.

Bir ilçe başkanı, yerel yönetimlerin ve parti örgütünün geleceğine ilişkin kararlarda rol oynayabilir.

Yönetim kurulu üyeleri ve kurultay delegeleri, partilerinin politikalarını ve yöneticilerini belirleyen süreçlere katılabilir.

Bu kadar önemli görevleri üstlenen insanları sadece isimlerinden ve fotoğraflarından tanımamız yeterli mi?

 

İşte bu noktada Yeni Parti’ye açık bir çağrıda bulunuyorum.

Siyasette şeffaflık konusunda öncü olun.

Türkiye’de alışılmış parti yönetimi anlayışının dışına çıkın. İl başkanlarınızın, ilçe başkanlarınızın, yönetim kurulu üyelerinizin ve kurultay delegelerinizin ayrıntılı özgeçmişlerini resmi internet sitenizde yayımlayın.

Eğitim durumlarını, mesleki geçmişlerini, daha önce üstlendikleri siyasi ve kamusal görevleri, şirket ortaklıklarını ve kamu kurumlarıyla ticari ilişkilerini kamuoyuna açıklayın.

Adli sicil ve mali durum konularında da hukukun ve kişisel verilerin korunmasının sınırlarını gözeten, ancak kamusal sorumluluk bakımından gerekli bilgilerin doğrulanmasını sağlayan bir sistem oluşturun. Kesinleşmiş mahkumiyetlere ilişkin hukuken açıklanabilecek bilgiler, çıkar çatışması yaratabilecek ticari ilişkiler ve ilgili mevzuatın izin verdiği mali beyanlar bu sistemin parçası olabilir.

Şeffaflık, insanların özel hayatını teşhir etmek değildir. Kamusal sorumluluk üstlenen insanların hesap verebilir olmasını sağlamaktır.

Burada önemli bir ayrım var.

Bir kişinin hakkında soruşturma yürütülmesi, onun suçlu olduğu anlamına gelmez. Bir kişinin ticaret yapması, şirket ortağı olması veya geçmişte farklı bir siyasi partide görev alması da başlı başına olumsuzluk değildir.

Ancak yurttaşın bunları bilmesi, değerlendirmesi ve gerektiğinde soru sorması demokratik denetimin parçasıdır.

Asıl sorun, siyasi kadroların hangi ölçütlerle belirlendiğinin yeterince bilinmemesidir.

Liyakat mi? Deneyim mi? Örgüt emeği mi? 

Yoksa kişisel ilişkiler mi?

Bu soruların yanıtı dedikodulara, kulis bilgilerine ve siyasi söylentilere bırakılmamalı.

Üstelik bu çağrı sadece Yeni Parti’ye yönelik bir eleştiri olarak görülmemelidir. Aynı şeffaflık ilkesi CHP, AKP, MHP, İYİ Parti, DEM Parti ve bütün siyasi partiler için geçerli olmalı.

Ancak birilerinin başlaması gerekiyor.

Yeni Parti, kendi yöneticileri için gönüllü, doğrulanabilir ve düzenli güncellenen bir şeffaflık sistemi kurarak diğer siyasi partilerin de tartışabileceği bir örnek ortaya koyabilir.

Böyle bir uygulama, parti üyelerinin kongrelerde oy kullanırken, seçmenlerin de sandığa giderken daha fazla bilgiye ulaşmasını sağlar.

Demokrasi yalnızca sandığa gitmek değildir.

Demokrasi, sandığa gitmeden önce bilgi sahibi olabilmektir.

Siyasette güven, güzel konuşmalarla, iddialı sloganlarla veya uzun isim listeleriyle kurulmaz. Güven; açıklıkla, tutarlılıkla ve hesap verebilirlikle oluşur.

Yeni Parti’ye çağrım bu nedenle son derece açık:

Sadece kimlerin seçildiğini değil, kimlerin hangi birikimle, hangi geçmişle ve hangi sorumlulukları üstlenerek göreve geldiğini de kamuoyuna anlatın.

Şeffaflığı başkalarından istemeden önce kendi örgütlerinizde uygulayın.

Mesele, siyasetin yurttaşa karşı sorumluluğudur.

Bir insanı işe alırken geçmişini araştırıyoruz. Peki, ülkenin geleceğini emanet edeceğimiz insanları neden sadece isimlerinden tanıyoruz?

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir