DENİZ İNSANA İKİ ŞEY ÖĞRETİR

Yıl 1892, Marmaris Şer‘iyye Mahkemesi.
Avludan deniz kokusu geliyor, taş duvarların ardında bir dava görülüyor:
Bir yanda Dadya nahiyesinden süngerci Hacı Mustafa…
Diğer yanda Sömbeki adasından tüccar Anesti oğlu Mihail.
İkisi aynı kayığın yarısına ortaktı. “Nasıra” adlı küçük tekneyle Simi açıklarında sünger toplamışlardı.
Ama denizden çıkan sünger adaletli paylaşılmayınca, anlaşmazlık mahkemede kadının önüne kadar gelmişti.

Hacı Mustafa dedi ki.
“Kadı efendi, ben bu kayığın yarısına sahibim. Mihail’le birlikte denize indik. Süngerleri topladık, kuruttuk. Anlaştık ki Rodos’ta satılacak. Amma Mihail, gümrüğe eksik beyan verip paramı iç etti.”

Mihail’in tercümanı Rumca bir şeyler söyledi; mavi gözlü tüccar başını iki yana salladı, elini göğsüne koydu:
“Fırtına çıktı efendim,” dedi tercüman aracılığıyla, “Yarısı denize gitti, kalan sünger de kararmıştı. Ben zarardayım.”

Kadı Efendi gözlüğünü taktı.
“Sünger kararsa, niye beyanın az? 12 kantar denilmiş, 7’si kayda geçmiş.”
Katibin tüy kalemi tıkırdadı.
“Tanıklar dinlene!”

İlk tanık, balıkçı Yusuf.
“Kayık doluydu süngerle, efendim. Mihail Simi limanında gümrüğe yarım beyan verdi.”

İkinci tanık, Yorgi Kırikoğlu idi, Simi doğumlu bir Rum balıkçısı.
Kırık Türkçesiyle konuşurken, haç çıkardı.
“Hacı Mustafa doğru der. On iki kantar sünger vardı, yedisi yazıldı. Beş kantar gizli satıldı. İsa şahidimdir.”

Üçüncü tanık Selim Reis,
“Rodos iskelesinde de aynı usul. Mikail malları yarım beyan etti, karanın payını deniz yuttu.”

Kadı Efendi gözlüğünü taktı, kalemini ıslattı.
Ve hükmü yazdı.
“Sömbeki tüccarı Mihail, beyan etmediği sünger miktarının bedelini Dadya nâhiyesinden Hacı Mustafa’ya tazmin ede. Yelken ve ip masrafları ise ortak masraf addedilüp meblağdan tenzil oluna.”
Altına da şu cümleyi kendi eliyle ekledi.
“Deniz işlerinde emanet, iman kadar lazımdır.”

O yıllarda Ege’nin kıyı kasabalarında süngercilik sadece geçim değil, güvenin ticaretiydi.
Ada ile karanın, Müslüman ile Rum’un, kazançla vicdanın iç içe geçtiği bir çağda adalet, mahkeme defterinde değil, insanın yüzünde okunurdu.

Deniz, insana iki şey öğretir:
Derinlik ve denge.
Birinde nefesini tutarsın, ötekinde sözünü.
Ve ikisi de emanet ister.
Not: 1773 tarihli bir fermanda, Marmaris, Rodos ve İstanköy iskelelerinde kahvenin gemiden gemiye aktarılarak vergisiz satılmasının yasaklandığı bildiriliyordu.
Aynı yıllarda Marmaris ve Dadya (Datça) süngerci ve kayıkçıları, Sömbeki (Symi) ve Tilos adalarına sefer yaparken gümrük beyanı, hisse paylaşımı ve borç davaları nedeniyle sık sık mahkeme önüne çıkıyordu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir