LEYLEKLERİN KARDEŞLERİ VAR
Kartal güçlüdür.
Yırtıcıdır.
Tek başına hükmeder gökyüzüne.
Leylek narindir.
Sessizdir.
Barışçıdır.
Bire birde şansı yoktur leyleğin.
Ama ya birleşirlerse?
İşte o zaman…
Ne kartal tanırlar, ne atmaca, ne şahan.
Yıl 1934.
Aylardan Haziran.
Leylek yavruları daha bir aylık.
İrileşmişler ama uçamıyorlar.
Hayatları, anne ve babanın getirdiği lokmaya bağlı.
Marmara’da sıcak bir ikindi…
Uludağ’ın zirvesinden inen 6 kartal, Bursa Orhangazi’de bir yuvaya saldırıyor.
Anne ve baba leylek öldürülüyor.
Dört yavru kaçırılıyor.
Birkaç gün sonra bir saldırı daha.
Ama bu kez yuva boş.
Nasıl haberleştilerse…
Leylekler yavrularını saklamış.
Ve sonra…
Haberler gelmeye başlıyor.
Bursa’dan, Aydın’dan, Trakya’dan…
Kartallar sürüler halinde saldırıyor.
Leylekler sürüler halinde toplanıyor.
Gökyüzü doluyor.
Bir şey oluyor.
Toplanma iki ay sürüyor.
Ağustos geliyor.
Aydın…
Menderes Deltası…
Gökyüzünde bir savaş başlıyor.

Bir tarafta açgözlü kartallar.
Diğer tarafta yuvasını koruyan leylekler.
Halk başını kaldırmış izliyor.
Kalpler leyleklerden yana.
Köylüler yaralı leylekleri topluyor.
Nineler başlarında dua ediyor.
Yavru leyleklere yiyecek taşınıyor.
Hatta…
Bu savaşa müdahale etsin diye
Mareşal Fevzi Çakmak’a çağrı yapanlar bile oluyor.
Günler geçiyor.
Savaş sürüyor.
Kartallar güçlü.
Ama leylekler kalabalık.
Ve daha önemlisi…
Organize.
Gençler yoruyor.
Yaşlılar bitiriyor.
Leylekler savaşı ovada tutuyor.
Kartalları dağa çekilmeye zorluyor.
Ve sonunda…
Gökyüzü kararını veriyor.
Kazanan: Birlik.
Kartallar çekiliyor.
Leylekler kalıyor.
Bu bir hikâye değil.
Bir efsane de değil.
1934’te yaşanmış,
Cumhuriyet başta olmak üzere birçok gazeteye konu olmuş bir olay.
Hatta denir ki…
New York Times muhabiri bile bu haberi Amerika’ya geçti.
Kıssadan hisse:
“Birleşe birleşe kazanacağız” diyoruz ya…
İyi de
kimle, nasıl?
Şu leylekler kadar
bir olamadıkça…
Kaybetmeye mahkûmuz.

