ELVEDA İLE MERHABA ARASINDA

Bir dalda geçen yıldan kalma, kararmış bir badem duruyor.
Ömrünü tamamlamış, kabuğuna çekilmiş, sessiz.
Yanındaki dalda ise yeni açmış bir badem çiçeği; beyaz, narin, aceleci.
Aynı ağaçta iki zaman.
Aynı gövdede iki hakikat.
Biri elveda diyor.
Diğeri merhaba.
Hayat tam da burada başlıyor aslında.
Ölümle doğumun birbirinden ayrılmadığı yerde.
Doğanın bize tekrar tekrar fısıldadığı o basit ama sert gerçeklikte.
Gidiş, gelişin şartıdır.
Biz çoğu zaman ölümü bir son sanıyoruz.
Oysa doğa, son diye bir şey tanımıyor.
Sadece dönüşüm var.
Kuruyan çiçek toprağa karışıyor, toprak çiçeği yeniden çağırıyor.
Badem ağacı her yıl aynı dersi veriyor ama biz hâlâ şaşırıyoruz.
Cem Karaca’nın dediği gibi.
“Ne ölenle öl,
Ne gidenle git,
Aslolan hayattır
Canım gardaşım.”
Aslolan, o dalda yeniden açan çiçektir.
Aslolan, her şeye rağmen devam edebilme cesaretidir.
İşte bu yüzden badem çiçeği sadece bir mevsim işareti değil.
Bir felsefe.
Bir direniş.
Bir hatırlatma.
Kış ne kadar uzun sürerse sürsün, bahar mutlaka bir yerden sızar.
Badem Çiçeği Festivali tam da bu yüzden bir şenlikten fazlasıdır.
Bu toprakların “merhaba” deme biçimidir.
Kaybettiklerimizi unutmadan, yeni başlangıçlara göz kırpmanın adıdır.
Doğaya, hayata ve birbirimize yeniden “buradayız” deme halidir.
Bir dalda elveda,
Bir dalda merhaba.
Ve biz tam ortasında duruyoruz hayatın.
Bakmayı bilenler için, her şey hâlâ mümkün.
🌸Where Goodbye Meets Hello
On the same almond tree, one branch carries last year’s fruit, while another welcomes a fresh blossom.
It is a quiet reminder that endings and beginnings coexist in nature.
The Almond Blossom Festival celebrates this timeless cycle—
the beauty of renewal,
the resilience of life,
and the hope that blooms even after the longest winter.
In Datça, almond blossoms are more than flowers.
They are an invitation to witness nature’s philosophy:
life always finds a way to begin again.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir