O GECE KNİDOS’TA NE OLDU?
Gece, Knidos’un iki limanı arasında ağır ağır dolaşıyordu.
Ay, taş tiyatronun basamaklarına düşüyor; mermer sütunlar denize bakarken sanki bir şey bekliyordu.
Rüzgâr bir anda yön değiştirdi.
Ve o rüzgâr, sadece iyot kokusu getirmedi.
Yağma korkusu da getirdi.
Çünkü Knidos, sadece bilginlerin, heykeltıraşların, denizcilerin kenti değildi. Aynı zamanda Akdeniz’in en iştahlı gözlerinin üzerinde olduğu bir limandı. İki doğal koy, zengin ticaret, Ege ile Akdeniz’in kavşağı… Bu kadar zenginlik, denizde pusuda bekleyenler için davetti.
Ay, taş tiyatronun basamaklarına düşüyor; mermer sütunlar denize bakarken sanki bir şey bekliyordu.
Rüzgâr bir anda yön değiştirdi.
Ve o rüzgâr, sadece iyot kokusu getirmedi.
Yağma korkusu da getirdi.
Çünkü Knidos, sadece bilginlerin, heykeltıraşların, denizcilerin kenti değildi. Aynı zamanda Akdeniz’in en iştahlı gözlerinin üzerinde olduğu bir limandı. İki doğal koy, zengin ticaret, Ege ile Akdeniz’in kavşağı… Bu kadar zenginlik, denizde pusuda bekleyenler için davetti.
MÖ 1. yüzyılın karanlık bir gecesini düşünün. Ufukta beliren ince uzun tekneler… Kürek sesleri, dalganın ritmine karışıyor. Kilikya kıyılarından gelen korsanlar…
Roma henüz her yere hükmetmiyordu. Deniz, kimin hızlı ve kimin acımasız olduğuna bakıyordu.
Bir gemi limana yaklaşıyordu.
Bir diğeri rüzgârı arkalıyordu.
Ve Knidos’un taş duvarları, bir anlığına insan korkusunun sesini taşıyordu.
Tarih kitapları her baskını tek tek yazmaz. Ama Roma’nın MÖ 67’de korsanlara karşı olağanüstü yetkilerle görevlendirdiği Pompey the Great, şunu söyledi.
Sorun büyüktü. Deniz güvensizdi. Liman kentleri korkuyordu.
Genç bir Romalı, Julius Caesar, korsanlara esir düştüğünde henüz imparator değildi. Fidye istendi. Ödendi. Serbest kaldı. Döndü ve korsanları astırdı.
Bu hikâye bile Akdeniz’in o çağdaki karanlığını anlatmaya yeter.
Knidos’ta o gece ne oldu?
Datça’nın bilinmeyen tarihini gün yüzüne çıkaran Yusuf Ziya Özalp son kitabında bu güzel yarımadanın yaşadığı korsan baskınlarını yazdı.
Kitap baskı aşamasında, yakında raflarda yerini alacak.
Şahsen ben sabırsızlıkla bekliyorum.
Roma henüz her yere hükmetmiyordu. Deniz, kimin hızlı ve kimin acımasız olduğuna bakıyordu.
Bir gemi limana yaklaşıyordu.
Bir diğeri rüzgârı arkalıyordu.
Ve Knidos’un taş duvarları, bir anlığına insan korkusunun sesini taşıyordu.
Tarih kitapları her baskını tek tek yazmaz. Ama Roma’nın MÖ 67’de korsanlara karşı olağanüstü yetkilerle görevlendirdiği Pompey the Great, şunu söyledi.
Sorun büyüktü. Deniz güvensizdi. Liman kentleri korkuyordu.
Genç bir Romalı, Julius Caesar, korsanlara esir düştüğünde henüz imparator değildi. Fidye istendi. Ödendi. Serbest kaldı. Döndü ve korsanları astırdı.
Bu hikâye bile Akdeniz’in o çağdaki karanlığını anlatmaya yeter.
Knidos’ta o gece ne oldu?
Datça’nın bilinmeyen tarihini gün yüzüne çıkaran Yusuf Ziya Özalp son kitabında bu güzel yarımadanın yaşadığı korsan baskınlarını yazdı.
Kitap baskı aşamasında, yakında raflarda yerini alacak.
Şahsen ben sabırsızlıkla bekliyorum.

