MESELE YEŞİL Mİ, ADALET Mİ?

Datça’da günlerdir bir tartışma sürüyor. Belediye, asfaltlama çalışmaları öncesi kaldırımlara ve kamusal alanlara izinsiz dikilmiş ağaçları söküyor. Tepki büyük. Sosyal medyada öfke, sokakta homurdanma var.
Ama önce şu gerçeği teslim edelim. Kamusal alana izinsiz yapılan her müdahale hukuken sorunludur. Ağaç da olsa.
Buraya kadar doğru.
Ancak bir belediyecilik dersi varsa, ilk konusu şudur.
Doğru iş, yanlış yöntemle yapılırsa meşruiyetini kaybeder.
Soru basit.
Mahalle halkına, muhtara, yurttaşa önceden bilgi vermek bu kadar mı zordu?
Bir duyuru, bir toplantı, bir izah…
Kent dediğiniz yer sadece asfalt ve kepçeden ibaret değildir, iletişimle yönetilir.
Gelelim asıl konuya.
Datça’da kamusal alanı işgal eden sadece ağaçlar mı?
Hayır.
Kaldırımı aşmış marketler var.
Yola taşmış evler var.
Sahili parsellemiş oteller var.
Ve hepsi yıllardır uslu uslu(!) yerinde duruyor.
Bakın örnek çok net.
Halkın yeşil alanını, sahilini fiilen işgal eden Uslu Otel orada duruyor.
Ne kepçe var önünde, ne zabıta.
Ama konu ağaç olunca “kamusal alan” birden hatırlanıyor.
İşte burada adalet terazisi şaşıyor.
Eğer kamusal alan hassasiyeti sadece ağaçta devreye giriyorsa…
Ama betonda, otelde, kaçakta susuyorsa…
Bu ne hukuk olur, ne çevrecilik.
Bu olsa olsa günü kurtarmadır.
Kent yönetimi cesaret işidir.
Güçlüye dokunmadan zayıfa yüklenmek kolaydır.
Adalet, kolay olana değil, doğru olana yönelmektir.
Datça’nın meselesi ağaç değil.
Datça’nın meselesi eşit uygulanan hukuk ve samimi bir kamu vicdanıdır.

