ŞEZLONG SEZONU HAYIRLI OLSUN

Datça‘nın en güzel koylarından biri olan Karaincir’e bir bakın.
Deniz hala mavi.
Kum hala altın sarısı.
Gökyüzü hala pırıl pırıl.
Ama sahil artık sahil değil.
Sanki bir turizm şirketinin deposu.
Kıyı boyunca dizilmiş yüzlerce şezlong…
Üstelik bomboş.
Kimse üzerinde oturmuyor.
Kimse güneşlenmiyor.
Kimse denize girmiyor.
Ama vatandaşın havlusunu sereceği yer yok.
Çünkü halk henüz gelmeden kıyı işgal edilmiş.
Eskiden devletler toprak fethederdi. Şimdi şezlonglar fethediyor.
Sabahın erken saatlerinde Karaincir’e gelen bir vatandaşın karşılaştığı manzara bu.
“Deniz senin olabilir ama kum artık bizim.”

Türkiye’de kıyılar anayasal olarak herkesindir.
Fakat uygulamada durum biraz farklı.
Sahile gidiyorsunuz.
Önce şezlonglar sizi karşılıyor.
Sonra şemsiyeler.
Ardından ücret tarifeleri.
En sonunda da size ayrılan birkaç metrekarelik “özgürlük bölgesi.”
Datça’nın tüm sahilleri böyle.
Yakında her sahile şu tabelayı asarlarsa şaşırmayın.
“Vatandaş girebilir. Ancak mümkünse rahatsız etmeden.”

