TARİH YİNE SOKAKTA YAZILIYOR
Dünya uzun zamandır ilk kez bu kadar gür bir sesle konuşuyor.
Ve bu ses, füzelerin gürültüsünü bastırmaya başladı.
Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, binlerce şehirde sokaklar doldu.
New York’tan Los Angeles’a, Washington’dan San Francisco’ya kadar milyonlar yürüdü.
Tek bir cümleyle:
“Savaşa Hayır”
Bu sadece bir protesto değil.
Bu, insanlığın hafızasının geri dönüşü.
Ve bu ses, füzelerin gürültüsünü bastırmaya başladı.
Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere, binlerce şehirde sokaklar doldu.
New York’tan Los Angeles’a, Washington’dan San Francisco’ya kadar milyonlar yürüdü.
Tek bir cümleyle:
“Savaşa Hayır”
Bu sadece bir protesto değil.
Bu, insanlığın hafızasının geri dönüşü.

Londra, Paris, Roma, Berlin, Atina…
Aynı gün, aynı saatlerde, farklı dillerde ama aynı anlamda sloganlar yükseldi:
“Savaş çözüm değil”
“Diplomasi şimdi”
“Çocuklar ölmesin”
Bir kıtadan diğerine uzanan bu dalga, artık bir refleks değil;
bir bilinç hali.
Bu meydanlarda sadece solcular yok.
Sadece aktivistler de yok.
Orada:
Öğrenciler var
Emekliler var
Anneler var
Savaşı sadece televizyondan değil, tarihten bilen insanlar var
Ve hepsi aynı soruyu soruyor:
“Bu savaş kimin için?”

İnsanlar artık korkunun dilini değil, itirazın dilini konuşuyor.
İstanbul ve Ankara’da ise küçük gruplar halinde başlayan eylemler, henüz büyük bir dalgaya dönüşmüş değil.
Ama bu coğrafya bilir:
Sessizlik bazen fırtınadan önce gelir.

Bir zamanlar savaşlar kralların kararıydı.
Şimdi ise halkların vicdanı konuşuyor.
Ve belki de ilk kez bu kadar açık:
İnsanlık, savaşı değil, hayatı seçiyor.

