SOYADI CUMHURİYETİ

Türkiye’de siyaset bir fikir yarışı olmaktan çıkıp, çok yerde bir aile organizasyonuna dönüşüyor.
Partisi fark etmiyor. İktidar ya da muhalefet…
Ankara ya da bir ilçe belediyesi…
Eğer partiniz belediyeyi kazanmışsa ve siz o partinin yöneticilerindenseniz, belediye bir kamu kurumu olmaktan çıkıp adeta “aile istihdam bürosu”na dönüşebiliyor.
Oğul özel kalemde.
Gelin iştirak şirketinde.
Damat müdür.
Yeğen danışman.
Eş, dost, akraba belediyede.
Vatandaş mı?
İşsiz genç mi?
KPSS’ye giren, mülakatta elenen, torpili olmadığı için kapıdan dönen binlerce insan mı?
Onlar sistemin istatistiği.
Partisi fark etmiyor. İktidar ya da muhalefet…
Ankara ya da bir ilçe belediyesi…
Eğer partiniz belediyeyi kazanmışsa ve siz o partinin yöneticilerindenseniz, belediye bir kamu kurumu olmaktan çıkıp adeta “aile istihdam bürosu”na dönüşebiliyor.
Oğul özel kalemde.
Gelin iştirak şirketinde.
Damat müdür.
Yeğen danışman.
Eş, dost, akraba belediyede.
Vatandaş mı?
İşsiz genç mi?
KPSS’ye giren, mülakatta elenen, torpili olmadığı için kapıdan dönen binlerce insan mı?
Onlar sistemin istatistiği.
Oysa belediye bir partinin değil, o kentte yaşayan herkesin kurumu. Belediye bütçesi parti kasası değil, halkın vergisi. Bir yöneticinin akrabasını işe alması “yasal boşluk” olabilir ama her yasal olan meşru değildir. Liyakatı yok sayan her atama, bir başka hak sahibini sistem dışına itmektir.
Hak yemektir.
Sorun tekil örnekler değil, kültür.
Sorun isimler değil, sistem.
Sorun partiler değil, zihniyettir.Türkiye’de nepotizm artık istisna değil, neredeyse refleks hâline geldi.
“Bizimkiler gelsin” anlayışı, kamu yönetimini parti sadakatine indirgerken; liyakat, şeffaflık ve eşitlik gibi kavramlar sadece seçim meydanlarında hatırlanıyor.
Hak yemektir.
Sorun tekil örnekler değil, kültür.
Sorun isimler değil, sistem.
Sorun partiler değil, zihniyettir.Türkiye’de nepotizm artık istisna değil, neredeyse refleks hâline geldi.
“Bizimkiler gelsin” anlayışı, kamu yönetimini parti sadakatine indirgerken; liyakat, şeffaflık ve eşitlik gibi kavramlar sadece seçim meydanlarında hatırlanıyor.
En acısı da şu.
Bu düzeni eleştirenler iktidara geldiğinde çoğu zaman aynı mekanizmayı devralıyor.
Gerçek değişim, soyadının değil yeteneğin konuştuğu gün başlayacak.
Kamu görevi, akrabalık bağıyla değil, ehliyet ve emekle verildiğinde…
Aksi halde demokrasi sandıkta başlar ama torpilde biter.
NOT: Bu yazı bu kez Datça Belediyesi için yazılmadı. Oradaki liyakatsız kadrolaşmayı çok kez yazmıştık zaten. Bu yazı yakın çevremiz için yazıldı. Milas’ta damat olayı patlamıştı, sıra Ortaca’ya geldi herhalde. Havada pis kokular var. Merkezi iktidarın belediyeleri mi? Oralar zaten bankmatik cenneti. Özetle al birini, vur ötekine
Bu düzeni eleştirenler iktidara geldiğinde çoğu zaman aynı mekanizmayı devralıyor.
Gerçek değişim, soyadının değil yeteneğin konuştuğu gün başlayacak.
Kamu görevi, akrabalık bağıyla değil, ehliyet ve emekle verildiğinde…
Aksi halde demokrasi sandıkta başlar ama torpilde biter.
NOT: Bu yazı bu kez Datça Belediyesi için yazılmadı. Oradaki liyakatsız kadrolaşmayı çok kez yazmıştık zaten. Bu yazı yakın çevremiz için yazıldı. Milas’ta damat olayı patlamıştı, sıra Ortaca’ya geldi herhalde. Havada pis kokular var. Merkezi iktidarın belediyeleri mi? Oralar zaten bankmatik cenneti. Özetle al birini, vur ötekine

