MUĞLA’DA DEVRİ SABIK MI YARATILMAYA ÇALIŞILIYOR?

Bir kenti sevmek başka, geçmişi toptan mahkûm ederek yeni bir meşruiyet kurmaya çalışmak bambaşka bir şey.
Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras‘ın özel danışmanı olarak bilinen ve Reklam A.Ş’nin yönetim kurulu başkanlığını yapan Levent Arkan’ın “Belediyeciliğin kıblesi Eskişehir’dir” paylaşımı ilk bakışta masum bir vizyon çağrısı gibi duruyor. Oysa satır aralarına dikkatle bakıldığında karşımıza çıkan şey bir model tartışması değil, örtülü bir devri sabık arayışı.

Kimse yanlış anlamasın.
Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’de ortaya koyduğu belediyecilik pratiği bu ülkede örnek alınması gereken bir başarı.
Buna itiraz eden yok. Ama bir kenti övmek, başka bir kentin 25 yılını “hiçbir şey yapılmadı” cümlesine sıkıştırma hakkı vermez.

🔴KARŞILAŞTIRMA DEĞİL, HÜKÜM VAR

Metin, 1999–2024 arasını iki isim üzerinden simetrik kuruyor.
Eskişehir’de başarı, Muğla’da fiyasko.
Oysa hayat simetrik değil.
Osman Gürün’ün yönettiği Muğla; tek merkezli bir ova kenti değil, kıyıları, sit alanları, ormanları, turizm baskısı, parçalı yerleşimi olan zor bir coğrafya.
Bu gerçekler yok sayılıyor.
Sanki amaç analiz yapmak değil, net bir suç dosyası çıkarmak.

“Şu yapıldı, bu çirkin oldu, bu aktı, bu işlemedi…”

Evet, eleştirilebilir.
Bu eleştiriler haklıdır da.
Ama hepsi üst üste konulursa şu sonuç çıkıyor ortaya.

Başka ne var? Hiçbir şey.

Bu cümle toptan mahkûmiyettir.

🔴SEÇMECİ HAFIZA, SİYASİ KONFOR SAĞLAR

Metinde dikkat çeken şey şu.
Yanlışlar ayrıntılı anlatılırken, doğrular bilinçli biçimde yok sayılıyor.
Çevre mücadeleleri, Açılan davalar, Merkezi iktidarın yetki gaspları, Büyükşehir yasasının getirdiği yük, Yıllarca ertelenmiş altyapı sorunları…
Bunların hiçbiri anlatıda yok.
Çünkü bunlar anlatılırsa, “25 yılın tamamı başarısızlıktır” tezi çöker.

🔴KURUM İÇİ POLEMİĞİN SINIRI

Metnin en sorunlu yanı ise şurası.
Levent Arkan, belediye bünyesinde görevliyken, kamuoyuna dönük bir metinle kurumun geçmişini topyekûn hedef alıyor, ardından da “benim tek amacım vizyon” diyor.
Kusura bakmasın ama bu ikisi aynı anda olmaz.
Kurum içinden yapılan eleştiri yol gösterir, alternatif üretir, ürekliliği gözetir
Bu metin ise; çizgi çekiyor, etiket yapıştırıyor.
Bu da vizyon değil, rövanş dilidir.

🔴ESKİŞEHİR ÖRNEĞİYLE DEVRİ SABIK YARATILMAZ

Eskişehir modeli savunulacaksa, bu Muğla’yı yerden yere vurarak yapılmaz.
Muğla’yı geleceğe taşıyacak olan şey, geçmişi yok saymak değil; doğruyla yanlışı ayırabilen adil bir hafızadır.
Vizyon, enkaz söylemiyle kurulmaz.
Belediyecilik, “öncekiler hiçbir şey yapmadı” kolaycılığıyla ileri gitmez.
Bu metin Eskişehir’i anlatıyor gibi yapıp, Muğla’nın geçmişine hüküm veriyor.
Model öneriyor gibi görünüp, hesap defteri açıyor. Bu haliyle bir vizyon metni değil; gecikmiş bir devri sabık arzusunun kaleme alınmış hâli.

🔴BU DİL CHP’YE VE AHMET ARAS’A DA ZARAR VERİR

Görmezden gelinmemesi gereken bir gerçek var:
Bu metnin dili sadece geçmişi değil, bugünü ve bugünün siyasal aktörlerini de zedeliyor.
Aynı partinin 25 yıl yönettiği bir kenti “hiçbir şey yapılmadı” diyerek mahkûm etmek, geçmiş yönetimler kadar bugünkü yönetimi de tartışmalı hâle getirir. Kamuoyu haklı olarak şu soruyu sorar.

Madem her şey bu kadar kötüydü, bu partinin içinden gelenler neden yıllarca buna itiraz etmedi?”

Bu soru doğrudan Ahmet Aras’ın önüne düşer ve onu istemeden de olsa “enkaz devralan başkan” pozisyonuna sıkıştırır. Bu, siyasi olarak riskli bir çerçeve. Kurtarıcı anlatısı ilk anda cazip görünse de uzun vadede “o zaman sen de o yapının parçasıydın” suçlamasını davet eder. Oysa iki gün önce Ahmet Aras’la yaptığım görüşmede, “Osman Gürün başkan sağolsun, bize mükemmel bir bütçe bıraktı. Bu yatırımları o rahatlıkla yapabiliyoruz” ifadesini kullanmıştı. Bu gerçek, söz konusu metinde yok.

Daha da önemlisi, bu dil CHP’nin yerel yönetim geleneğiyle de örtüşmez. CHP’nin iddiası; hesaplaşma değil süreklilik, rövanş değil kamusal onarım değil mi? Kendi geçmişini bu denli sert ve toptancı bir dille mahkûm etmek, rakiplere altın tepsiyle sunulmuş bir propaganda malzemesi.
Kısacası; bu metin Muğla’yı savunmak isterken CHP’yi zayıflatıyor, Ahmet Aras’a alan açmak isterken onu tartışmanın merkezine itiyor. Vizyon çağrısı gibi başlayan dil, sonuçları itibarıyla partiye de başkana da zarar veren bir siyasi üsluba dönüşüyor.
Geçmişte Osman Gürün’ü çok eleştirmiş bir gazeteci olarak görüşlerimi yazdım.
Gerisi CHP’nin iç meselesidir.

🔴LEVENT ARKAN’IN PAYLAŞIMI

Şimdi yazacaklarımı okuduktan sonra 11 dakika 18 saniyenizi ayırarak paylaştığım videoyu da izleyin ve kendinize sorun, 1999 yılı ile 2024 yılı arasındaki 25 yıllık dönem içinde Eskişehir’de olabilenler Muğla’da neden olamadı diye.

1999 Yılında Prof. Dr Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’in, Dr. Osman Gürün’de Muğla’nın Belediye Başkanı oldu. Her ikisi de Cumhuriyet Halk Partiliydi ve 5 dönem üst üste seçilerek tam 25 yıl boyunca, son 22 yılı AKP hükümeti döneminde olmak üzere belediye başkanlığı yaptılar. Bu 25 yıl içinde Eskişehir, videoda gördüğünüz değişim ve gelişimle Yılmaz Özdil’in dediği gibi “Pasaportsuz girilen Avrupa kenti” oldu. Peki aynı süre içinde Muğla’da ne oldu ?

Kısaca söyleyeyim.. 1- Kurşunlu Camii gibi bir tarihi eserin tam karşısına, giriş ve çıkışı ayrı olmadığı için içeriden araba çıkarken dışarıdan araba giremeyen, limon kasası görünümlü bir kat otoparkı yapıldı. 2- İnşa edildiği 2018 yılından beri yapım amacı olan “Bölge Müzesi” olarak kullanılamayan ve halen çatısı şelale gibi akan, 270 adet elektrik sobasıyla ısıtılmaya kalkışılan, malum bina yapıldı. 3- Kent Meydanı adlı üstü mermer tarlası, altı köhne dükkanlar ve dükkanların altı da giriş çıkışı ekstra dar olmasıyla ünlü otopark olan, kent ücubesi yapıldı. 4- Açılışından sonra uzunca bir süre akan çatıları nedeniyle VIP salonu başta olmak üzere birçok yerinde şemsiye ile gezilebilen, halen her yağmurda otoparkının -1. katını sular basan Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi yapıldı. 5- Toplam kapalı alanının yarısından fazlası hatalı tasarım nedeniyle verimli kullanılamayan, yerin altındaki sığınak gibi salonları ile ünlü Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi yapıldı. 6- Binlerce arabanın gelip geçtiği ana yolun yanı başına yapıldığı için egzos gazı solunarak yürünebilen eşsiz !! yürüyüş yolu ve son günlerde yenilenme çalışmalarındaki yanlışlar nedeniyle haklı olarak tepki çeken küçük parklar yapıldı. Başka ne var ? Hiçbir şey.

Bugün Muğla’da belediyenin bir düğün salonu bile olamadığı için, adı Türkan Saylan Çağdaş Yaşam Merkezi olan binada, Muğla Büyükşehir Belediyesi Meclisi’nin toplandığı salon, düğünlere kiraya veriliyor.. Bu nedenle binaya girdiğinizde sizi, düğün akşamından kalma yemek kokuları karşılıyor.

Ortaköy ve Kötekli başta olmak üzere birçok mahallede yıllardır yapılmadığı için Ahmet Aras döneminde yapılmaya başlanan su, kanalizasyon gibi hayati altyapı çalışmalarına ve yol çalışmalarına ise hiç girmiyorum.

Zaman zaman, şu anda olduğu gibi düşüncelerimi yazdıkça muhtelif sesler yükseliyor.. Yok efendim ne yapmak istiyormuşum, vay efendim belediyede görevim varken düşüncelerimi halka açık olarak nasıl paylaşırmışım, neymiş benim amacım falan filan.. Toptan cevap vereyim, meraklar giderilsin.

Ahmet Aras ile bir araya geldiğim 2020 yılından beri benim tek hedefim, tek hayalim ve tek amacım, Muğla’da belediyeciliğin Eskişehir’deki modelin aynısı olması. Çünkü Muğla’nın var olan tüm doğal ve kültürel güzellikleri son 25 yıl içinde yok edilmeye devam edilirken, Eskişehir son 25 yıl içinde yoktan var edildi.

Türkiye’nin ağır ekonomik ve siyasi iklimine rağmen Avrupa kentlerinden farksız bir kente dönüşen Eskişehir, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen vizyonunun eseridir.

Uygulanmış, başarılmış ve sadece ülkemizde değil, dünyada hayranlık uyandırmış olan bu vizyon, bence belediyeciliğin Türkiye’deki kıblesidir ve benim inancım, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin bu kıble yönünde ilerlemesi gerektiğidir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir