İKİ YÜZLÜ SİYASET VE SEÇİCİ DUYARLILIK


Datça’da yirmi yıl boyunca büyüyen, sokağa gölge ve nefes olan ağaçlar bugün köklerinden söküldü.
Tıpkı Akbelen’de olduğu gibi.
Akbelen’de gerekçe enerji hizmetiydi.
Datça’da gerekçe yol hizmeti.
Oysa bu bir hizmetten öte, hafızaya, vicdana ve kente vurulmuş bir darbe. Ve belki de en vahimi, halkı yok saymak.

Elbette kaldırımlar kamusal alanlar. Uluslararası standartlara göre herkes için engelsiz, kesintisiz ve güvenli olmak zorunda. Ancak aynı standartlar şunu da söylüyor: Net yaya geçiş alanı en az 1,80 metre olmalı.
Bir metrelik kaldırım, ne yaya güvenliğine ne de engelli erişimine uygun. Yani mesele sadece ağaç değil, yanlış planlama.

Yaya ve engelli güvenliği esastır; bunda kuşku yok. Ama bu gerçek, ağaç kesimini meşrulaştırmaz. Çağdaş şehircilikte ağaç kesimi ilk değil, son çaredir. Yeniden tasarım, kök koruma, yol kaydırma, hatta taşıma gibi seçenekler değerlendirilmeden yapılan her kesim, bilimsel ve vicdani değildir.
Evet ağaç kesimine karşıyız.
Ama daha da önemlisi, akıl dışı çözümlere de karşıyız.
Çünkü şehircilik kepçeyle değil, bilimle ve planlamayla yapılır.
Bilim ve planlamanın Datça Belediyesi’nin yanından bile geçmediğini zaten biliyoruz.
Ama bir şey daha biliyoruz.
Akbelen’de bir zeytin söküldüğünde ayağa kalkan vicdanların, Datça’da asfalt uğruna köklenen onlarca ağaç karşısında suskunlaşması.
Bu gösteriyor ki; mesele ağaç değil, ikiyüzlü bir siyaset ve seçici duyarlılık meselesi.

Bu ikiyüzlü siyaset ve seçici duyarlılık, kaldırımları yıllardır işgal eden kaçak marketlerden, işletmelerden, yapılardan, sundurmalardan, masalardan da rahatsız olmuyor.
Aksine göz yumuyor.
İşte omurga problemi de burada başlıyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir