FUTBOLUN EN UTANÇ VERİCİ SEREMONİSİ

Fethiyespor’un Türkiye Kupası’nda Galatasaray ile oynayacağı maç öncesi yaptığı açıklama, futbolun neye dönüştüğünü tek cümlede özetliyor.
Çocuklar İstiklal Marşı’nda sahaya çıkmak için 25 bin lira ödemek zorunda.
Bir çocuğun futbolcu olmak hayali, formasına dokunma heyecanı, tribünlerde büyüyen o saf sevda… Hepsi artık etiketli. Fiyatı belli. KDV’si belli. Sınırlı sayıda.
Kulüp açıklamasında buna “unutulmaz bir anı” deniyor. Oysa bu, bir anı değil; parası olanla olmayan arasındaki farkın çocuk yaşta yüzüne vurulmasıdır. Futbolun, eşitlik duygusunu kaybettiği noktadır.
Eskiden çocuklar sahaya top toplayıcı olarak inerdi. Şimdi müşteri olarak çağrılıyorlar.
Eskiden futbol, mahallede başlardı. Şimdi banka hesabında.
İşin daha da acı tarafı şu.
Bu paket, “çocuk taraftarlarımıza” hitap ettiğini söylüyor. Ama 25 bin lirayı ödeyebilen çocuklar değil, ebeveynlerin cüzdanları. Yani çocukların duygusu, büyüklerin ekonomik gücü üzerinden pazarlanıyor.
Bir kulübün kasası boş olabilir. Futbol ekonomisi zor durumda olabilir. Ama hiçbir mali kriz, çocukların hayallerini açık artırmaya çıkarmayı meşrulaştıramaz.
Futbol aşkı satılık değildir.
İstiklal Marşı bir promosyon ürünü değildir.
Ve çocuklar, kulüplerin finansman modeli hiç değildir.
Bu açıklama, Fethiyespor’un değil; Türk futbolunun ne kadar yorulduğunun, ne kadar savrulduğunun belgesidir.

