BU YAZ DENİZE BEDAVA GİREBİLECEK MİYİZ?

Eski adı MUÇEV’di. Açılımı Muğla Çevre Vakfı… Adında “vakıf” kelimesi parlıyordu ama pratiği devasa bir şirket çarkı gibi işliyordu.
​4 Nisan 2014’te, Muğla’ya Hizmet Vakfı ile Bakanlığa bağlı Türkiye Çevre Koruma Vakfı ortaklığıyla doğdu. Başlangıçta adı Muğla Turizm Çevre Vakfı idi; ancak bu masum ismin altında bir limited şirket yapısı gizliydi.
​13 Ekim 2022’de maske tamamen düştü ve şirket tür değiştirdi. Adı artık çok daha netti: MUÇEV Turizm Ticaret A.Ş.
​Sonrası, Muğla’nın masmavi kıyılarına yazılan bir mücadele öyküsü oldu. Kıyıların sermayeye kiralanması, tartışmalı ihaleler ve “ihalesiz” uygulamalar bölgenin ana gündemi haline geldi. Halkın ücretsiz denize girebilmesi imkansız hale geldi. Çevre örgütleri ayaklandı.
Fethiye Tuzla: “Tekne Bağlama İskelesi Projesi” için verilen ÇED kararı mahkemeden döndü.
Marmaris Karacasöğüt: Arkeolojik bulgulara ve ekosistem riskine rağmen yapılmak istenen kapasite artışı yargıya takıldı.
Datça Kurubük: Halkın iradesi ve yükselen itirazlar sonucu kiralama girişimi geri çekildi.
Daha onlarca tepki. Her ilçede, her koyda halk MUÇEV‘e isyan etti.
​Bu toplumsal tepki o kadar büyüdü ki, dalgaları sandığa kadar ulaştı. Birçok yoruma göre Muğla’daki yerel seçim sonuçlarının mimarlarından biri de bu kıyı sancısıydı. Faturası iktidara kesildi.
Hemen ardından şirket bir kez daha kabuk değiştirdi. Yeni adı: Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş.
Şirket merkezi Muğla’nın yerelliğinden kopup Ankara’nın bürokrasisine taşındı.
​Ancak zihinlerdeki o kadim soru değişmedi.
İsimler değişince kıyılar kimin oluyor?
Sermayenin mi, halkın mı?

​Dün, AKP Muğla örgütünden bir duyuru geldi. Fethiye Göcek’teki Osmanağa Koyu ve Kumluk Plajı’nın “ücretsiz halk plajı” olarak hizmete açıldığı ilan edildi. Gece yarısı tabelalar asıldı; duş, tuvalet, şezlong ve şemsiyenin bedava olacağı söylendi.
Peki ya giriş?
​İşte orası hala bir sis bulutu.
MUÇEV döneminde de “hizmetler sözde bedavaydı” ama kıyıya adım atmak için cüzdanların hayli kabarık olması gerekiyordu.
Datça’da Taşlık ve Kargı’da denize girmek için 2.000 TL ile 5.000 TL arasında bedeller ödendiği hafızalarda taze.

​Yeni kurulan Kıyı Yönetim ve Çevre Koruma A.Ş. eğer MUÇEV’in ayak izlerini takip ederse, halk denize ulaşmak için yine bedel ödemek zorunda kalacak. Oysa Türkiye Cumhuriyeti Anayasası çok net bir çizgi çekmiştir.

​”Kıyılar herkesindir. Eşit ve serbest kullanım hakkı esastır.”​Bir kamu kurumu çıkıp “Size ücretsiz plaj yaptım ama giriş ücretli” dediğinde, şu soruyu sormak her vatandaşın hakkıdır:
“Zaten anayasaya göre ücretsiz ve ulaşılabilir olması gerekmiyor muydu?”
​Bekleyip göreceğiz.
Tabela mı değişti, yoksa zihniyet mi?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir