BODRUM MÜPTEZELİ KÖPEK VE AT SİNEĞİ

Öncelikle bu konuyu sürekli yazdığım için takipçilerimin anlayışına sığınıyorum.
Geçen hafta Bodrum Belediyesi‘nde meclis üyeleri Emel Çakaloğlu, Deniz Koca ve Hüseyin Sağkal‘ın yakınlarını belediyede işe soktuklarına ilişkin iddiaları gündeme getirdim ve sordum.
“Doğru mu?”
Ben muhataplardan cevap beklerken, konuyla hiç ilgisi olmayan tüccar bir gazeteci cevap verdi.
Ve avukat gibi bir de soru sordu.
“Gücünüz Emel Çakaloğlu’na mı yetiyor?”
Hoppala.
Ne alaka, kel alaka.
Biz üç kişiye soru yönelttik, bu müptezel bir kişiyi alladı, pulladı.
Sen kimsin arkadaş?
Bu işte bir menfaat mi?
Neyse biz gereken cevabı verdik ama biliyorsunuz müptezellik bir karakter meselesidir.
İşte bu müptezel bugün yine konuşmuş.
Bizim de susacak halimiz yok tabi ki…
O halde maskesini düşürelim.
Bodrum müptezeli önüne koyduğumuz elektrik hırsızlığı tespitleri, kaçak turizm ve kaçak yapı hakkındaki belgeler yerine başka bir yol seçmiş.
Bize “köpek” demiş.
Hiç alınmadım.
Ben dört ayaklı dostları severim.
Üstelik mesleğe ilk başladığım yıllarda rahmetli Şadan Gökovalı hocamın söylediği bir sözü hiç unutmadım.
“Gazeteci kamunun bekçi köpeğidir. Hırsıza, ahlâksıza, üçkâğıtçıya havlar.”
Tıpkı Sokrates’in yaklaşık 2 bin 400 yıl önce kendisini Atina’yı yönetenleri sürekli dürten bir “at sineği” olarak tanımlaması gibi…
Gazetecinin işi de biraz budur.
Dürtmek.
Sormak.
Rahatsız etmek.
Uyuyanları uyandırmak.
Bu toplumda “köpek” sözü hakaret amacıyla kullanılabilir.
Benim için değil.
Çünkü dört ayaklı canların sadakatini ve samimiyetini, iki ayaklıların dünyasındaki kimi çakallardan ve çakal yalakalarından daha kıymetli bulurum.
Gelelim bizim Bodrum müptezelinin gazetecilik dersine.
Son paylaşımında şöyle buyurmuş.
“Gazetecilik belgeye ulaşmaktır. Kaynağını aramaktır. Soru sormaktır. Karşı tarafı dinlemektir.”
Altına imzamı atarım.
Sonra çıtayı biraz daha yükseltmiş:
“Elinde ne belge varsa çıkar, gözüme baka baka sor. Ben de sorularına tek tek yanıt vereyim.”
E çıkardık ya güzel kardeşim.
Görmedin mi?
Yoksa gözlüğün mü yoktu okurken.
Bizim belgeler resmi yazılar.
Mahkemeye gönderilmiş evraklar.
Tutanaklar.
Tarihleri var.
Sayıları var.
Şimdi gözlüğünü tak, tekrar oku.
Aman tansiyona dikkat.
📌KAÇAK ELEKTRİK TESPİTLERİ
Önümüzde ADM Elektrik’in 6 Kasım 2024 tarih ve 87914 evrak sayılı yazısı var.
Nereye gönderilmiş?
Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’ne.
Hangi dosya için?
2023/600 Esas.
Nereyle ilgili.
Senin iş yerinle.
Peki ADM ne diyor?
Bir abonelik için 30.05.2024 ve 26.07.2024 tarihlerinde “Kaçak/Usulsüz Elektrik Tespit Tutanakları” düzenlendiğini ve bunlara dayanılarak faturalar çıkarıldığını bildiriyor.
Başka bir abonelik için de 25.11.2023 ve 30.05.2024 tarihli “Kaçak/Usulsüz Elektrik Tespit Tutanakları” bulunduğunu yazıyor.
Dikkat:
Biz “öyle duymuşlar” demiyoruz.
Elektrik dağıtım şirketinin mahkemeye gönderdiği yazının içeriğini aktarıyoruz.
Biz bunu gösterdik.
Bodrum müptezeli ne yaptı?
Köpek çizdi.
Belki elektrik faturası biraz yüksek gelmiştir; çizim daha ekonomik.
📌KAÇAK TURİZM VE RUHSAT
İkinci belgemiz Bodrum Kaymakamlığı Turizm Danışma Bürosunun 15.10.2024 tarihli, E-34781370-323-5818666 sayılı resmi yazısı.
Yazıda senin taşınmazına ait Turizm İşletme Belgesi, Basit Konaklama İşletme Belgesi veya konutların turizm amaçlı kiralanmasına ilişkin bir belge görülmediği belirtiliyor.
Devamı daha ilginç.
Aynı yazıda, işletmenin 19.09.2023 tarih ve 1113 sıra numaralı İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatının 25.07.2024 tarihinde iptal edildiği bildiriliyor.
Al işte belgeyi koyduk.
Cevap?
Hav hav.
Pardon.
Karikatürde öyle yazıyordu.
Biz yine resmi dile dönelim.
📌KAÇAK İNŞAAT
Üçüncü belge Bodrum Belediyesi Zabıta Müdürlüğünün 15.04.2025 tarihli İkaz Tutanağı.
İşletmene gidilmiş.
Kontrol yapılmış.
Kaçak tespitleri tutanağa geçirilmiş.
Düzeltilmesi için 19.04.2025 tarihine kadar süre verilmiş.
Altında görevlilerin ve ilgilinin imzaları var.
Al yine belge.
Ne?
Yine mi hav hav!
Çocukluğumdan beri köpeklerle yaşadım.
En son iki beagle’m vardı.
Birini 13, diğerini 15 yıl yaşatabildik.
İşten eve dönünce onların sevinç havlamalarını utumamam.
“Hav hav” sesini severim ben.
📌KOMŞUNUN ŞİKAYETİ
Bir de 22 Nisan 2025 tarihli ihbar ve şikâyet dilekçesi var.
Komşun Prof. Dr. Turgut Ulutin adına Avukat Sabahat Ergün tarafından kaleme alınmış ve kamu kurumlarına gönderilmiş.
Burada özellikle altını çiziyorum:
Şikayetçinin iddiaları araştırılmaya değer.
Gazetecilik dersi alıyoruz ya…
Usulüne uygun gidelim.
Dilekçede neler iddia ediliyor?
Taşınmazın projeye aykırı olduğu ve Yapı Kayıt Belgesinin iptal edilmesi gerektiği…
Çevre, görüntü ve gürültü kirliliği yaratıldığı…
Komşular üzerinde belediye başkanlarının isimleri kullanılarak baskı kurulduğu…
Elektrik abonelikleri hakkında kaçak kullanıma ilişkin işlemler bulunduğu…
Konaklama faaliyeti ve ruhsatlar konusunda hukuka aykırılıklar olduğu…
Ve belediye içindeki çakallarla ilişkiler kullanılarak bir dava dosyasına etki edilmeye çalışıldığı…
Tekrar ediyorum:
Bunlar şikayetçinin iddiaları.
Doğru mu?
Yanlış mı?
İşte gazetecinin soracağı şey tam da bu.
Bak Bodrum müptezeli…
Sen, “Kaynağını ara” dedin.
Kaynak burada.
Sen “Belgeye ulaş” dedin.
Belgeler burada.
Sen “Soru sor” dedin.
Sorular burada.
Sen “Karşı tarafı dinle” dedin.
Buyur.
Mikrofon sende.
Hadi dinleyelim.
Ama lütfen bu defa köpek çizme.
Çünkü ADM’nin evrak kayıt numarası var.
Kaymakamlığın evrak sayısı var.
Zabıtanın tutanağı var.
Bir de 22.04.2025 tarihli ihbar ve şikâyet dilekçesi var.
Köpeklerin evrak kayıt numarası yok.
Üçüne de cevap verecek misin?
Yoksa, “Aynaya bak.”, “Tetikçi.”, “Cesaret.”, “Adam gibi gazetecilik.” gibi sloganlara mı sığınacaksın?
Yok öyle.
Bir de “İyi gazeteci olsaydın karşıma gelirdin” diyorsun.
Gazetecilikte “sorunun geçerli olabilmesi için pizzacıya kadar gelme şartı” diye bir kural yok.
Sorular burada.
Belgeler burada.
Sen de buradasın.
Üstelik kendi ağzınla “Sor, tek tek yanıt vereyim.” dedin.
İşte soruyorum.
Tek tek cevap ver.
Üç soru.
Üç belge.
Üçünün de cevabı iki kelimeden biri:
Evet.
Ya da hayır.
Biliyorum, soru rahatsız eder.
Belge daha çok rahatsız eder.
Cevap veremediğin belge ise hepsinden çok rahatsız eder.
O nedenle sen bize istediğin hayvanın resmini çiz.
Köpek çiz.
At sineği çiz.
İstersen yarın bütün hayvanlar alemini topla.
Bizim meselemiz zooloji değil.
Bizim meselemiz dürtmek, sormak, belgelemek.
Hadi Bodrum müptezeli…
Eminim cevap veremeyeceksin.
O yüzden karikatür yapmaya devam et.
Not: Bu belgeleri ulaştıran Bodrum’daki emekçilere selam olsun. Bazılarinda meclis üyesi apoleti varsa, bazılarında da emekçi namusu var.
