21 METREKARELİK HAYATLAR

Takvim 6 Şubat’ı üçüncü kez devirdi.

Anma törenleri yapılıyor, mesajlar paylaşılıyor, “unutmadık” cümleleri yine dolaşıma girdi.

Ama 360 bin insan için zaman hâlâ aynı yerde duruyor.

21 metrekarede.

Üç yıldır.

 

Bu bir mecaz değil.

Bu bir edebi abartı hiç değil.

Bu, konteynerin kapısını açınca yüzünüze çarpan çıplak gerçek.

21 metrekarede bir aile yaşıyor.

21 metrekarede hasta iyileşmeye çalışıyor, yaşlılar merdivensiz bir hayata alışıyor.

21 metrekarede çocuk büyüdü,

umut küçüldü.

Kış geldi soba yetmedi,

yaz geldi nefes yetmedi.

“Geçici” denildi.

Geçici olan konteyner değildi,

hayatın kendisiydi.

Üç yıl süren bir şey ne zamandan beri geçici?

Konteynerde geçen her gün, sadece barınma sorunu değil.

Bu; mahremiyetin, sağlığın, eğitimin, gelecek duygusunun aşınmasıdır.

Bu; bir toplumun vatandaşına “biraz daha sabret” deme refleksinin rutinleşmesidir.

Bugün hâlâ 360 bin kişi, mutfağıyla yatağı arasında üç adım olan bir hayatta yaşıyor.

Kavga da orada çıkıyor, barış da.

Çocukluk da orada geçiyor, yaşlılık da.

Asıl sarsıcı olan şu:

Bu tablo artık kimseyi sarsmıyor.

Oysa deprem bir anda oldu.

Ama ihmaller, gecikmeler ve unutkanlık yıllara yayıldı.

“Kaç konut yapıldı?” diye sormak bile gereksiz artık

Bir ülkede 360 bin insanın 21 metrekarede 3 yıl yaşaması normalleştiyse, biz konuşuyoruz ki.

Evlerin enkazı kaldırılmış olabilir.

Ama insanlığın enkazı hâlâ orada duruyor.

#6şubat

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir