İŞTE MUĞLA’NIN 2.5 YILLIK KARNESİ

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin 2,5 yıllık icraat lansmanının davetlisiydim.

İyi ki gitmişim.

Bilgilendik.

Malum, bilgi sahibi olunmadan fikir sahibi olunmuyor.

Öncelikle şunu vurgulamak gerekiyor:

Salondaki atmosfer, kamuoyuna sunulan o devasa bütçe rakamlarından çok daha insani bir sürprizle sarsıldı.

Muğla Büyükşehir Senfoni Orkestrası eşliğinde, 12 yaşındaki görme engelli piyanist İpek Nisa Göker sahnedeydi.

Notalar salonda süzülürken aslında bize şunu hatırlatıyordu.

Belediyecilik, betondan ve asfalttan ibaret bir soğukluk değildir; bir kentin ruhunu iyileştirme sanatıdır.

İpek’i o sahneye taşıyan vizyonu tebrik ediyorum.

Ardından Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, yaklaşık 2,5 yıllık dönemi 108 sayfalık kapsamlı bir sunumla anlattı.

Böylesi çok detaylı hizmetleri değerlendirirken iki ezberden sıyrılmak şart.

Birincisi, belediyenin sunduğu her veriyi sorgusuz sualsiz bir “destan” gibi ambalajlamak.

İkincisi de siyasi bagajlar veya kişisel angajmanlar üzerinden yapılan her hayırlı işi toptancı bir anlayışla değersizleştirmek.

İkisi de sığlıktır.

Önümüzde veriler var, projeler var, bitenler ve başlama aşamasında olanlar var.

O halde meseleye siyasetin hararetinden uzak, kentin geleceği adına soğukkanlı bir rasyonellikle bakmak gerekiyor.

Önce hakkını teslim edelim

Sunumun en güçlü tarafı, ortada reddedilemeyecek büyüklükte bir yatırım iradesinin bulunması.

2024’te 10 milyar TL bandında olan Büyükşehir bütçesinin 2026’da 34,3 milyar TL’ye ulaşması tek başına bir zafer değil belki; ama büyük işler yapabilmek için önce mali bir kas gücüne ihtiyaç duyulduğu da aşikâr.

Özellikle MUSKİ bilançosunun 14,2 milyar TL’den 31,8 milyar TL’ye yükselmesi, kentin en hayati damarına neşter vurulduğunu gösteriyor.

Muğla gibi yazın nüfusu patlayan, iklim krizinin göbeğinde kuraklıkla sınanan ve coğrafyası dağınık bir coğrafyada su; teknik bir hizmet değil, bir beka meselesi.

Ekinanbarı Desalinasyon Tesisi, Köyceğiz-Ortaca-Dalaman hattındaki kayıp-kaçak hamleleri ve Bodrum içme suyu yatırımları geleceği okuyan doğru hamleler.

Burada Ahmet Aras’ın, projelerdeki katkıları sebebiyle Cumhurbaşkanlığına ve ilgili bakanlıklara teşekkür etmesini son derece kıymetli buluyorum.

Bunu ucuz siyasi polemiklere çekenler çıkacaktır.

Oysa halkın susuzluğu parti rozeti dinlemez, kamu hizmetinde siyasal körlük olamaz.

MUSKİ’nin yeni mobil uygulaması da çağın gereğini yerine getirmek açısından doğru bir adım.

Vatandaşın fatura ödeme, abonelik, arıza ve kesinti bilgilerine telefonundan ulaşabilmesi artık lüks değil, gereklilik.

Alkışı hak ediyor.

Devam edelim.

Ahmet Aras’ın açıkladığı verilere göre 1 Nisan 2024’ten bu yana 2 milyar 850 milyon TL yatırımla 150 kilometre yeni yol yapılmış, 538 kilometre yol yenilenmiş.

Üstelik 2026-2027 dönemi için 492 kilometrelik yeni yol, yenileme ve iyileştirme programından söz ediliyor.

Datça açısından baktığımızda Çomarlık’ta 45 milyon TL yatırımla 4 kilometrelik kanalizasyon hattı yapılması ve yaklaşık 900 hanenin altyapıya bağlanması somut bir iş.

Bunu görmezden gelmenin anlamı yok.

Datça’nın yıllardır çözülmeyen çilesiydi bu.

Toplu taşımada da yeni araçlar, yeni hatlar, akıllı duraklar ve dijital takip sistemleri var.

13 ilçede 50 kara ve 4 deniz ulaşım hattı olmak üzere 54 yeni güzergâh açılması, 574 mahallenin 536’sına toplu taşıma hizmetinin ulaştırılması önemli.

Öğrencilere, annelere, yaşlılara ve ücretsiz seyahat hakkına sahip yurttaşlara yönelik destekler de sosyal belediyecilik açısından artı hanesine yazılmalı.

Belediye kendisini yalnızca yol yapan, çöp toplayan, su getiren bir kurum olarak tarif etmiyor.

Kadın politikaları, çocuklar, yaşlılar, engelliler, sokak hayvanları, eğitim, sağlık, kültür, sanat ve spor için ayrı başlıklar açılmış.

Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi’nin kurulması, Kadın Yaşam Merkezleri, Kadın Danışma Noktaları, Mor Otobüs ve “Dur Durak Yok” gibi uygulamalar kadın politikasının kurumsallaştırılmaya çalışıldığını gösteriyor.

Sosyal hizmet merkezlerinin Seydikemer, Datça, Dalaman ve Yatağan’a yayılması da önemli.

Datça’da 40 öğrenci kapasiteli gündüz bakımevi yapılması da aynı çerçevede olumlu bir yatırım.

İtfaiye ve afet konusunda yapılan yatırımları da küçümsememek lazım.

İtfaiye filosuna 72 yeni araç kazandırılması, araç yaş ortalamasının 26’dan 6’ya düşürülmesi ve 2024-2026 arasında 17 bin 348 olaya müdahale edilmiş olması, Muğla gibi orman yangını riski yüksek bir kent için son derece önemli.

Aslında bu hizmetlere eklenecek daha çok şey var.

Özetle söyleyeyim:

Belediye 2,5 yılda çok çalışmış.

Ortada ciddi bir çalışma, yüksek bütçeli yatırımlar ve birçok alana yayılan bir hizmet ağı var.

Takdir etmek gerekiyor.

En önemlisi de samimiyet var.

Diyeceksiniz ki, samimiyeti nasıl gözlemledin?

Samimiyet öyle bir dildir ki; kör de görür, sağır da duyar.

Görmeyen, duymayan başka hesapların peşindedir.

 

Peki arkadaş, bu belediyenin hiç hatası yok mu?

Elbette var.

Hatasız kul olur mu?

Ayrıca çalışan hata yapar.

Oturan yapmaz.

Buraya kadar hakkını teslim ettik.

 

Gelelim bardağın eksik tarafına…

Bir kentin karnesini okurken sadece pekiyilere bakmak yetmez.

Kent yazarlığı, rakamların büyüsüne kapılmadan o rakamların yurttaşın gündelik yaşamındaki karşılığını aramayı gerektirir.

Benim gördüğüm nicelik yönünden birkaç eksik var.

MUSKİ’nin döşediği borunun kilometresini biliyoruz.

Peki bu borular döşendikten sonra kaç hanenin musluğundan çamurlu su akması engellendi?

Kesintilerin frekansı yüzde kaç düştü?

Vatandaş borunun çapıyla ilgilenmez; musluğu açtığında akan suyun kesintisizliğiyle ilgilenir.

Asfaltın kaç kilometre döküldüğü istatistiktir; o asfaltın ilk yağmurda çöküp çökmediği ise belediyeciliktir.

Rakamların arkasındaki hayat kalitesi değişimi, sunumda eksik kalan en temel halkaydı.

34 milyar TL’lik bütçe heyecan verici.

Fakat bugünün ekonomik konjonktüründe şu soruyu sormak zorundayız:

Bu büyümenin ne kadarı reel, ne kadarı enflasyonist köpük?

Yatırımların ne kadarı öz kaynakla, ne kadarı borçlanmayla finanse ediliyor?

Büyükşehir’in gelecek nesillere devrettiği borç yükü nedir?

Şeffaflık, sadece harcanan parayı değil, o paranın maliyetini de açıklayabilmektir.

Evet, Muğla yekpare bir şehir değil.

13 ayrı ruhu, 13 ayrı derdi olan bir coğrafya.

Bodrum’un altyapı kriziyle Seydikemer’in tarımsal beklentisi aynı kefeye konamaz.

Bir sonraki sunumda şunu görmek isteriz:

Hangi ilçeye kişi başına kaç TL yatırım düştü?

Yaz nüfusu katlanan yerler bu adalet terazisinde nerede duruyor?

Bu tablo şeffafça ortaya konursa spekülasyonlar biter, rakamlar konuşur.

Ve elbette kıyılar…

Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin kıyı politikası nedir?

Sunumda bu sorunun cevabını alamadım.

Muğla kıyıları bu kentin kamusal hafızasıdır.

Deniz çayırlarının haritalandırılması takdire şayan bir ekolojik adım.

Ancak Muğla halkı daha somut bir kıyı politikası bekliyor:

Hangi sahillerdeki kaçak işgaller kaldırıldı?

Hangi şezlong barikatı ortadan kaldırılıp kıyı yeniden halka açıldı?

Yurttaş havlusunu alıp ücretsiz olarak denizle nerede kucaklaşabiliyor?

Evet, yetki karmaşası var, merkezi yönetimin sınırları var.

Biliyoruz.

Ama belediyecilik sadece yetkili olduğu yerde iş yapmak değildir; yetkisinin olmadığı yerde de halk adına direnmek, takipçi olmak ve kamuoyu yaratmaktır.

Bunlar benim gördüğüm eksikler.

Sonuçta Ahmet Aras ve ekibinin 2,5 yılda neler yaptığını gördük.

Çok çalışmış, çok şey yapmışlar.

Emek veren herkese teşekkürler.

 

Sunumun mottosu “Muğla’yı Çok İleri Taşıdık”tı.

Gördük ki gerçekten çok iş yapılmış.

Ama bence önümüzdeki sunumun özüb“Hayatımızda ne değişti?” olmalı.

Çünkü belediyecilik başarı hikayelerini dökülen betonun tonajıyla değil;

Bir annenin çocuğunu kreşe bırakırken duyduğu huzurla,

İtfaiyenin aleve ulaşma süresindeki o hayati dakikalarla,

Yazın ortasında musluğundan kesintisiz su akan köylünün duasıyla,

Ve hiçbir ticari işletmenin kapısından çevrilmeden, kendi memleketinde denize girebilen bir yurttaşın tebessümüyle yazar.

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir