DATÇA’NIN BAŞ UCUNDAKİ BOMBA
Karşı kıyıda sessizce duran bir ada var.
Geceleri Datça kıyılarından bakıldığında sıradan bir Ege silueti gibi görünür. Beyaz evler, karanlık tepeler, sakin bir deniz…
Oysa o ada, binlerce yıldır yerin altında kaynayan dev bir ateşin üzerinde duruyor.
Nisyros Volkanı.
Ege’nin unutulan yanardağı.

Bugün Yunanistan sınırları içinde kalan Nisyros Adası(İncirli Ada), aslında Güney Ege’nin hâlâ yaşayan volkanik sistemlerinden biri.
Santorini kadar ünlü olmadığı için çoğu insan onun aktif bir volkan olduğunu bile bilmiyor. Ama bilim insanları, adanın altında hâlâ hareket eden sıcak magmatik sistem bulunduğunu söylüyor.
Adanın ortasındaki Stefanos Krateri’ne inenler bunu hemen hissediyor: Keskin kükürt kokusu… Yerden çıkan sıcak gazlar… Çatlaklardan yükselen buhar… Sanki yer kabuğu nefes alıyor.
Ve aslında alıyor da.

Tarihi kayıtlara göre Nisyros’ta özellikle 19. yüzyılda ciddi hidrotermal patlamalar yaşandı. 1871, 1873 ve 1888’de meydana gelen hareketlilik, ada halkında büyük korku yarattı. Yer yarıldı, sıcak gaz çıkışları arttı, patlamalar duyuldu.
Ama bu hikâye yalnızca jeolojinin değil, mitolojinin de konusu.
Antik anlatılara göre deniz tanrısı Poseidon, dev Polybotes’i kovalamak için Kos Adası’nın bir parçasını koparıp onun üzerine fırlatır. İşte o kaya parçasının Nisyros olduğuna inanılır.
Mitoloji bazen bilimin eski dilidir.
Çünkü gerçekten de bu coğrafya sıradan değildir. Datça’dan Bodrum’a, Kos’tan Nisyros’a kadar bütün hat; depremler, faylar ve volkanik hareketlerle şekillenmiş dev bir jeolojik kırılma bölgesi üzerinde bulunuyor.

Bugün Datça’da deprem panelleri düzenlenirken, uzmanlar sürekli aynı gerçeği hatırlatıyor: Ege sadece güzel bir deniz değildir. Aynı zamanda yaşayan bir yer kabuğudur.
Belki de bu yüzden Knidoslular tapınaklarını yaparken hem denize hem toprağa saygı duyuyordu. Çünkü onlar, altında ateş yatan bir coğrafyada yaşadıklarını biliyorlardı.
Modern insan ise çoğu zaman yalnızca manzaraya bakıyor.
Dağın içindeki sessizliği unutuyor.

